Yedi ülkede on bin kişiyiz. Farklı diller konuşuyoruz, farklı karakterlerdeyiz. Ortak olan tek şey çalıştığımız sistem.
Bir yöntemin gerçekten işe yarayıp yaramadığı, onu kuran kişi ortada yokken belli oluyor. Benim uğraştığım şey bu: bensiz de çalışan bir yapı kurmak.
Sahaya çıkan herkesin elinde aynı rehber, aynı sorular ve aynı ölçüm olsun istiyorum.
Yeni başlayan biri neyi yanlış yaptığını tahmin etmek zorunda kalmasın. Baksın, görsün, düzeltsin. Yeteneği olan zaten öne çıkar; asıl mesele yeteneği olmayanın nereden başlayacağını bilmesi.
Eğitimleri her ekip diline çeviriyoruz. Bir kişi kendi dilinde okuyamıyorsa o eğitim ona verilmiş sayılmıyor.
Yirmi altı yıldır yazılım yazıyorum.
Bu meslek insana şunu öğretiyor: bir işin büyümesini insanların gayretine bağlarsan belli bir yere kadar gider. Tekrarlanabilir adımlara bağlarsan devam eder.
Ekibi de böyle kurdum. Yedi ülkede on bin kişinin aynı sonucu alabilmesinin başka bir açıklaması yok.